Hoş Geldiniz
Hızlı ve güvenli alışverişe giriş yapın!
Henüz Üye Değil Misiniz?
Kolayca üye olabilirsiniz!

Dünden - Bugüne

Dünden Bugüne Dikbıyık Arı Ürünleri

Dedem, köyümüzün ve bölgemizin saygı duyulan, iyi arıcılarından biriydi. Babam arıcılığı meslek olarak sürdürmemiş olsa da bu kadim bilgi ailemizin hafızasında hep varlığını korudu. Ben ise sanayide çalıştığım yıllarda, yıllık izinlerimde memleketimiz Artvin’e gider, aileme tarım işlerinde yardımcı olurdum. Bu süreçte köyümüzün imamı ve aynı zamanda arıcılık yapan hocamızın yanında arılıkta çalışmaya başladım.

Arıcılık kursuna katıldım ve kursu tamamladıktan sonra iki kovan alarak kendi yolculuğuma adım attım. Dikbıyık Arı Ürünleri’nin hikâyesi işte böyle başladı.

Arıların yanında olduğum her an içimde tarifsiz bir sevgi, neşe ve coşku hissediyordum. İlk yılımda iki kovandan bal aldım, bir de oğul elde ettim ve kovan sayım üçe çıktı. Bu süreçte arıcılık kursundaki hocamı haftada bir kez aracımla lojmanından alarak arılığa getiriyor, birebir ve uygulamalı eğitim alıyordum. İlk yılımız bu şekilde yoğun bir öğrenme süreciyle geçti.

İkinci yıla başlamadan önce çevremdeki usta arıcıları araştırdım. İki deneyimli usta arıcı bularak zaman zaman yanlarına gittim, ücretsiz çalıştım ve koloni yönetim sistemini sahada öğrendim. İkinci yılımızda üretime 11 kovanla devam ettik.

Üçüncü yılımızda balın yanı sıra polen ve propolis üretimini öğrendim ve üretmeye başladım. Türkiye genelinde bu işi en iyi yapan isimleri araştırırken Tokat ili Reşadiye ilçesi Canik Dağları’nda organik arıcılık yapan Muhsin Bey ile tanıştım. Yanına giderek eğitim aldım.

2013 yılında organik arıcılığa müracaat ettim. Bir yıllık geçiş sürecinde hem kovan sayımı hem de ekipman ve malzemelerimi artırdım. Sürecin sonunda tamamen organik arıcılığa geçiş yaptım.

Araştırmaya olan merakım beni bilimsel çalışmalara yöneltti. Arıcılıkla ilgili bilimsel kongrelerin düzenlendiğini öğrendim ve katıldım. Bilim insanlarının bu alandaki çalışmalarını görmek ufkumu genişletti. Tanıştığım hocalarımı ziyaret ettim, bilgi alışverişinde bulundum. Onların düzenlediği bilimsel arıcılık kongrelerine davet edildim ve tamamına katıldım. Aynı şekilde hocalarımı çiftliğimize davet ettim.

Kovanlarımızda bilimsel çalışmalar yapıldı, akademik araştırmalarda kullanılmak üzere ürünler toplandı. Çiftliğimize gelen her hocamızdan yeni bilgiler öğrenerek kendimi sürekli geliştirdim.

2013 yılında çiftliğimize gelen Dünya Apiterapi Başkanı Doç. Dr. Ali Timuçin Atayoğlu’ndan perga üretimini öğrendim. Türkiye’de bu ürüne “Arı Ekmeği” ismini vererek üretmeye başladım.

2014 yılında yine Ali Timuçin Atayoğlu’ndan apilarnil üretimini öğrendim ve üretime geçtim. Aynı yıl çiftliğimizde; 7 profesör, 2 doçent ve 3 doktor olmak üzere toplam 12 akademisyenin katılımıyla “Arıcılık ve Arı Ürünlerinin Bilimdeki Yeri” toplantılarını düzenledik. Toplantıların doğal ve verimli atmosferi nedeniyle bu buluşmaların devam etmesine karar verildi.

Dört yıl boyunca, her geçen gün büyüyerek ve farklı şehirlerden gelen akademisyenlerin katılımıyla Türkiye arıcılığının gelişmesine katkı sağlamak amacıyla bu toplantıları sürdürdük. Arıcılığa âşık olmuştum; severek, tutkuyla yapıyordum. Arılar beni de kendileri gibi çalışkan kılmıştı. Üretirken aynı zamanda ürünlerimin satışını da gerçekleştiriyordum.

Bu süreçte Türkiye’de ilk defa TÜBİTAK ile çalışarak kovan havası analizlerini yaptırdım. Yine Türkiye’de ilk kez ürettiğim arı ekmeğinin bilimsel çalışmalarını Kayseri Üniversitesi’nde Prof. Dr. Sibel Silici ile gerçekleştirdik.

Organik arıcılık kapsamında Ankara Hacettepe Üniversitesi’ne iki kovan verdim. Akademik ekipler 13 günde bir çiftliğimize gelerek arı ekmeği, polen ve bölgedeki çiçekleri topladı; bölgemizin flora analizinin çıkarılmasına katkı sağladık.

Kastamonu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bayram Kıran ile kovan havası üzerine çalıştık. Uludağ Üniversitesi ile hava kirliliğinin kovanlara etkisini analiz ettik.

2014 yılında Türkiye’de ilk kez apilarnil ürettim. Tekirdağ Üniversitesi’nden Doç. Dr. Devrim Oskar ile apilarnil üzerine çalışmalar gerçekleştirdik. Aynı yıl Türkiye’de ilk kez arı zehri üretimini yaptım. Bu konuda Ankara Hacettepe Üniversitesi’nden Doç. Dr. Aslı Özkök, İstanbul Bezmialem Üniversitesi’nden Prof. Dr. Abdulrahim ve Konya Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hüsamettin Vatansev ile bilimsel çalışmalar yürüttük.

Zamanla arıcılığı öğrenmek isteyen insanlar çiftliğimize gelmeye başladı. Yüzlerce kişiye bildiklerimi aktardım; onlarca insan arıcılığa başladı. Genelde yaşça büyük erkeklerin yaptığı bu işi, bizi örnek alarak gençler ve aileler de yapmaya başladı.

Eşiyle birlikte üretim yapmak isteyen birçok kişiye destek olduk ve bugün 15 aile arıcılığı ailece sürdürmektedir. Bu çalışmaları yaparken içimiz mutlulukla doluyor; yüzümüzden tebessüm eksik olmuyor. Aşkla ve sevgiyle üretmeye devam ediyoruz.

Arıcılığa yeni başlayan dostlarımızın arılıklarını ziyaret ediyor, sahada uygulamalı eğitimler veriyoruz. Okullar ve kolejlerden öğrenciler çiftliğimize geliyor. Örneğin; Bursa Şahinkaya Koleji’nden 2015 yılından bu yana her yıl 500–600 öğrenci çiftliğimizde arıcılık eğitimi alıyor. Geleceğimiz olan çocuklarımıza doğa sevgisini ve arıcılığı uygulamalı olarak anlatıyoruz.

Ayrıca Bursa Kestel İlçe Tarım Müdürlüğü arıcılık kurslarına katılan yetişkinlere ve arıcılığa yeni başlayacak bireylere de uygulamalı eğitimler veriyoruz. Çiftliğimiz zamanla bir eğitim merkezi haline geldi; gelen insanlara iş öğretiyor, meslek kazandırıyoruz.

Doğru mesleği bulmak için çok yol denedim. Arıcılığa başladığımda ise gerçekten mutlu olduğumu fark ettim. Önce ailemin bal ihtiyacını en temiz, en doğal ve hijyenik şekilde karşıladım. Özümü dinleyerek, aklımdan değil kalbimden geçenle yoluma devam ettim. İnsanlar üretimimizi gördü, kendi evlerinin bal ihtiyacını da bizden karşılamaya başladı.

İnsanlara hizmet etmek bizi mutlu etti. Biz nasıl ailemize bal yediriyorsak, aynı balı insanlara da sunduk. Çiftliğimize gelen birçok insanla zamanla bir aile olduk.

Bu yoldaki hedefimiz; gelecek nesillere temiz, onurlu ve faydalı bir miras bırakmaktır. Ne kadar süreceğini Allah bilir; bizim derdimiz çalışmak, üretmek, faydalı olmaktır. Maddi kazancı hiçbir zaman öncelik yapmadık. Sıfırdan, elimizde olanla başladık. Çalıştık, ürettik, paylaştık. Severek yapılan işin maddi ve manevi bereketi zaten kendiliğinden geliyor.

Hedefimiz; ailece temiz üretim yapmak, sağlığının kıymetini bilen insanlara ulaşmak ve ürünlerimizi onlarla buluşturmaktır. Çocuklarımızı da bu bilinçle yetiştiriyoruz. Hayat bir tekâmül yolculuğudur; biz de bu yolculukta öğrenmeye ve gelişmeye devam ediyoruz. Temiz ve yenilikçi üretimin peşindeyiz.

Meslek hayatımıza 2010 yılında iki kovanla başladık.
2011 yılında kovan sayımızı 11’e çıkardık ve polen üretimine başladık.
2012 yılında Uludağ Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi iş birliğiyle propolis üretimine geçtik.
2013 yılında Apiterapi Derneği destekleriyle Türkiye’de ilk kez Arı Ekmeği (Perga) üretimini başlattık.
2015 yılında hijyen belgesi alarak soğuk zincir sistemine geçtik.

Her gün taş üstüne taş koyarak, doğallığı koruyarak ve sevgimizi katarak üretmeye devam ediyoruz. Ürünlerimizi güvenle ve özenle sizlere sunuyoruz.

Saygılarımızla,
Dikbıyık Arı Ürünleri

IdeaSoft® | E-Ticaret paketleri ile hazırlanmıştır.